videolar var işte

leylekten başka her şeye benzeyen kuşları leylek sanan isorak;

video


bi 10 saniye video çek derken beni çeken kardeşimin çektiği video;


video

bu velet de karamel, alt katta takılıyo, ısırmayı öğrencek yakında;


video


Bi tane daha buldum, ekleyem dedim;


video

scarface

Bakıcım kahvaltımı getirmişti, tek başıma yedim. Başka bir canlıyla aynı yerde bulunursak birbirimize zarar verirmişiz, kafesimin içinde istediğim gibi at koşturabiliyorum anlayacağınız.

Kürküm, artan sıcaklardan dolayı iyice rahatsızlık vermeye başladı, sevmesem de onu, kışları pek sesimi çıkartmıyorum.

Bir yandan yüzüme düşen perçemleri arkaya atmaya çalışırken tek gözle de etrafı süzüyordum. Sol tarafta bir uğur böceği var, fanusun içinde, kendisi o sabah sümüklü böcek gibiydi, iğrendim, kafamı çevirdim. Karşımda leoparlar var, karı koca ve ufak yavruları, arka tarafımdaki kargalar bokunu sıçmadan abaküsle toplama yapmayı öğreniyordu ufaklık, baba onun beceriksizliğine sinirlenip bir pençede hem abaküsü hem de çocuğunu paramparça ediverdi. Ne yapabilirdim ki? Bu sefer sağ tarafımdaki havuza baktım, en akıllılığı şaibeli de olsa en akıllılardan olan yunuslar pipolarını tüttürüyordu, sonra en uzunları galizli bir küfür savurdu, hepsi fırsat kolluyormuş, ortalık karışıverdi. Meğer birinin ayakları varmış da herkesten saklıyormuş, topuklayıverdi hengamenin ortasından. Dedim ya, akıllılar işte, yüzgecinin altından uzi çıkarıp ateş etmeye başlayandan bahsetmiyorum bile.

Ya ben ne yapacaktım? Bu koca gün gibi günlerden oluşan koca bir ömrüm var daha önümde, bunu şikayet etmekten vazgeçtiğim o gün de biliyordum pek tabi. Hiç bir şey yapmadan tüm kedilik yasalarının dışında olmayı dilemeye başladım, üzerime geçirilmiş itaatkar elbisesinden sıyırdım zihnimi, en azından hayallerimde tüm kral aslanları vahşi pati darbelerimle deviren gangster ve anarşiste, biraz da serkeş bir şeye dönüştüm.

büfe yiyeceklerini severim

Beş dakika sonra metroya binmezsem buluşmaya yetişmem imkansızdı ama aç ayı oynamaz derler. Hemen durağın yanındaki büfeye olabilecek en hızlı şeyi sipariş ettim, kumru. Sosisler sanırım sabahtan beri ızgaranın üstündeydiler, tıpkı kumsalda kendinden geçmiş yaşlılar gibiydiler, tek arzuları kumun altına gömülüp ufak bir şölene yelken açmak olan, sıcaktan bezmiş yaşlılar gibi. Sucuğu, kaşarı falan, benim ekmek bir dakikaya hazır olmuştu, çocuk bu işin ustası olmalıydı. Hemen orada gömdüm, aldığım karışık meyve suyunu da yolda içerek zamandan tasarruf edecektim, ufaklığa bilete lazım olanlar dışında kalan tüm bozukluklarımı bahşiş olarak bıraktım.

Tam turnikelerden geçecekken fi tarihinden kalma arkadaşlarımla buluşmaktan vaz geçtim ve geriye çark ettim. Onlarla çok sıkıntımı paylaşmıştım ve bunun beni güçsüz göstermesinden ve anlattıklarımın aslında basit şeyler olması sebebiyle biraz ahmak olduğumu düşünmelerinden hoşlanmıyordum.

Bir sosisli söyledim ve sanırım sosisli kumrudan daha çabuk hazır oluyor, ah salak kafam.

camurdan olmus olabilirim

ilkokulda sınıfın en komiği benle oturuyordu, evet o oturuyordu, çünkü seçme hakkı güçlülerde olur. Sonradan bu tercihinin sebebinin beni sevmesi değil ona verdiğim kopyalar olduğunu anladım tabi. Bundan sonra herkes nasıl kullanılıyorsa bir çok kez ben de kullanıldım ve sanırım bu anormal bir şey değil, ilişkiler çıkarlarla yürür ve ben bunu yanlış bulmuyorum. Çok kişinin birikimini, maddi anlamda değil, sömürdüm şu 20,5 seneyi geride bıraktığım hayatımda ve bazılarıyla hala görüşüyor olmamamın sebebi alacaklarımın bitmesi. Sevgi de bir alacak mıdır? Harbiden çıkarsız bir arada bulunanlar var mıdır? Bilmiyorum.

Kediler bu yüzden asil, yemek veriyoruz diye minnet etmiyorlar, yemeği kesince çekip gidiyorlar.

bal damlıyor

"Risk budur" yazan öğrencinin efsanesi var. Ben de böyle olmasa da buna yakın bir halt yaptım ve bunu sanırım herkese anlatıyorum.

Mesleki yazışma diye bir dersim var, sınavı 90 dakikadan fazla sürüyor. Ben sınav dönemlerinde bazı günler çalışmaya inanmam, bunun günü de onlardan biriydi, sadece daha önce yazdığım bir örneğin üzerine notlar tutmuştum.

Sınavda Honolulu Devlet Başkanının resmi ziyareti için güvenlik önlemlerinin alınması hakkında bir yazı yazdım ve adamın adını Anakin Skywalker yaptım. Başka bir yazımda da Kayser Soze'nin imzası vardı. Bir de çıkmaz denip çalışılmayan bir tablo taa ne zamanki dersten aklımda kalmıştı yarım yamalak, onu çizdim. Sınavdan 40 dakikada çıktım. Bu durumda dersi alttan alacağımı düşünüyodum ki notlar açıklandı ve 60 almışım, ortalama da tam 60. Hocanın geek olma ihtimali var mı bilmiyorum. Bu sene hala 6 bütünlemeli yılın ardından düz geçme ihtimalimi koruyorum, ceza özel ve ceza genel alttan açıklanmadan bir şey diyemem tabi.

Fazla zamanınızı almıcam deyip kafa ütüleyen konuşmacı girişi yaptığım için üzgünüm.