ayşe armanın aklı karışmış



facebookta gördüm bu yazıyı, bi kız arkadaşım var görevi kral tvdeki şarkıları paylaşmak, bi de bunu paylaşmış, ayşe armanın referandumla alakalı döktürdüğü inciler;

---spoiler---

YURT dışında yaşadığım için, Türkiye'ye girişte havaalanında oyumu verdim.
Ve birden kendimi çok kötü hissettim.
"Ben başka bir şey söyleyecektim, acaba başka bir şey mi söyledim" duygusuna kapıldım.
Panik oldum.
Şöyle ki...
Kağıdın solunda "Evet" yazıyor, sağında "Hayır".
Sana mührü veriyorlar, kabine gidiyorsun.
"Hayır"ı işaretliyorsun ama "Evet" yazıyor.
"Bu ne ya!" oluyorsun, dumura uğruyorsun.
Ben öyle oldum yani.
Ben "Hayır" diyecektim, burada "Evet" yazıyor!
Çünkü mühre "Evet" yazmışlar.
Yani şıkların sadece "Evet" ve "Hayır" olduğu bir durumda; mührün "Evet" şeklinde olması tuhaf değil mi?
Üstelik sakıncalı da.
Kafa karıştırıyor.
Ayrıca sayım sırasında hata olabilmesi de mümkün.
Gerçekten "Hayır" olan o "Evet"lerin, doğru değerlendirileceğinin garantisi var mı?
Kağıdın üzerinde her tarafta "Evet" yazıyor!
Bu ayrıca insanda, "Sen hayır desen, kaç yazar?" hissi de uyandırıyor.
Ya da sen "Hayır" demeye çalıştıkça, birileri sana "Evet" dedirtiyor gibi geliyor.
Bir tür psikolojik baskı gibi.
Benim hiç ama hiç hoşuma gitmedi.
Niye çarpı koymuyoruz?
Ya da başka formül bulunmuyor?

---/spoiler---

ne demek istemiş ki bu yazıda? evet e ve ya hayır a evet diye basıcan işte, sanırım kadın -erkek ilişkileri anlatmaktan daha kafa karıştırıcı bi durum bu, bi de oy sayarken karıştırılmasından bahsetmiş, sayılırken evet e evet, hayır a evet diye sayılcaını sanıyo sanırım ki usulsüzlük her türlü yapılıyor zaten, hani bi bok atayım, ne olursa olsun var ya, o işte.

bence adını google a sorduumuzda bu şekil sonuç çıkartan birisi helloya poz vermeye devam etmeli.

dediğimi yutturabilirsiniz, bu yazı evet yerine "tercih" yazılmasını sağlamış mühürlerde.

neden soyumuzu devam ettiririz?

hep aklımda olan düşünce var:
tüm insanlar anlaşsın, kimse çocuk yapmasın, en geç 100 sene sonra insanoğlu silinsin dünya üzerinden, kıyamet gelmeden insanlar kendi kıyametini getirsin, şehirleri hayvanlar istila etsin, gökdelen tepelerinde maymunlar gezsin falan. ütopik bişi bu, farkındayım, herkes uysa yine bi yavşak kabile falan karşı çıkar, ortalıı onlar kaplar kesin, bi de masonlardan şüphelenirim ben.



sanırım kimse mutlu değil bu dünyadan, en azından gelmesem daha iyi olurdu diyodur, peki biz sadece ev içinde çocuk kahkası olsun, yaşlanınca bize baksın diye mi çocuk yapıyoruz? herhangi bi inanışta var mı, çocuk yapmazsanız cehennemde yanarsınız, hades sizi almaz, kayıkçı size nanik yapar falan? niye çocuk yapılır cevap lütfen.

Das wilde Leben (8 Miles High)


video bi türlü yüklenmedi, youtube linkinden idare edin;


önce bu klibi izledim, şarkıya hasta oldum, araştırdım nancy sinatranın şarkısıymış, ville valo ve natalie avelon 8 miles high ilmi için söylemişler, klip filmden karelerle süslü, filmi de izlemem gerektiini düşündüm, indirdim filmi, natalie avelon başrolde oynuyo, 68 kuşağını anlatıyo gibi bişi film,
--spoiler---
bu natalie manken, the rolling stones un gitaristi keithle falan takılıyo, tabi öncesinde bi komüne giriyo evden kaçınca, evet evden de kaçıyo, nasıl anlatıyorum ama ortasından başladım çünkü keith en önemli şey filmdeki :) komünde yapamıcaaı anlayıp bi sürü zengin insanla takılmak üzere manken olarak dolanıyo ortalıkta, sonra sevgilisi olduunu düşündüü, şimdi adını hatırlamadıım adamla mükemmel bi otobüs ile dünya turuna çıkıyolar, adam ölüyo meksikada, keith de orda oluyo falan filan.
--spoiler--


nasıl da kötü anlattım, film izlenebilir, iyi hoş bence.

foça

kamp bittikten sonra şirinceye gitçektik isorakla, paralar suyunu çekince foçaya gitmek geldi isorakın aklına ve yola koyulduk.


2 saat süren lanet bi yolu var foçanın, tıklım tıkışık bi mininüsle gidiyosun ama şunu görünce oh be değmiş diyosun;

aslında bişi yok o manzarada, gayet normal ama iyi duruyo asrfgda o yarımadaların üstünde festival vardı, erkin baba, duman, manga, babazula vs vs nin yer aldığı.

foça didim gibi bok bi yer değil, sanırım egenin güzel yerleri foça giib oluyo, çiçekli hoş evler, neşeli insanlar;

goldenlı otel bile vardı, 1891 de kurulan lola hotel, harika rum kalıntıları taşıoyo hala foça;

festival vakti olmasından dolayı marjinal olcam derken birbirine benzeyen yüzlerce akranımız da sokaklardaydı, ucuza bulunan şaraplardan iyice leyla olmuştu millet :) mastika oynayan bi grup vardı, onlar harikaydı;



ara sokakları tanıyın hatta;


bloggera fotograf uploadlamak çok can sıkıcı bişi, yeter sanki bu kadarı, 30 günlük didim, 1 günlük foça tecrübeme dayanarak söylüyorum;
didim kakadır foça can.