isorak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
isorak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

videolar var işte

leylekten başka her şeye benzeyen kuşları leylek sanan isorak;



bi 10 saniye video çek derken beni çeken kardeşimin çektiği video;



bu velet de karamel, alt katta takılıyo, ısırmayı öğrencek yakında;




Bi tane daha buldum, ekleyem dedim;


limanlı





a: bu yüzen her şeyi bi peygamber tutuyomuş be abi.
b: be pezevenk, fen bilgisi de mi okumadın sen? lise okusan bilirdin, arşimed kanunu var, yüzüyolar işte. hem kaç peygamber lazım bunca şeyi tutmaya.
c: abi, ben sevdim bu geceyi, kayıkta yatçam.
a: evet.
c: hem birader de rahat eder evde.
a: evet.
c: yarın gece gitçem, "gene mi geldin be sen" dicek.
a: evet.
c: hep benim yataama yatıyo pezevenk, gene yatmıştır.
b: be kaymak, gel de analık yap bize, balıkları pişir.
c: olmaaz, kafam kıyak değil, yapamam analık falan.
d: ömrümde bu kadar acı biber yemedim valla. (c'nin ızgarasından alıp yediği biber)
c: ben yemiyom valla onları, feyzi abi yiyo, istersen daha var içerde.
d: yok be, zehir zehir. (hıçk)
a: ha hıçkırttın adamı amk.
c: banane be! ben mi ye dedim, mangalda balık yapıcaktı, bibere dalmış.
a: feyzi ondan kaykılıp uyuyuveriyo demek balığa çıkınca, basıyo acıyı.


isorak limanda balıkçı şeysini tamamlamak için uğraşırken ben de milletle muhabbet ediyorum, beleş dondurma yemek için çay bahçesine fotograf çekme işi ayarlıyorum falan işte. bi de etrafı dinliyorum.

bir gün bir gün bir çocuk

seçim? parmak arası terlikle başına gidilcek büyük bir ekmek saklama kabı. anarşist duygularım debreşti sandık başında, çark çekiç sağolsun.


sonra gün bağa gitmek, kardeşime fotograf çekmek falan derken geçti.


burası bağın az ilersi oluyo işte. efil efil esmiyo ama üşütçek kadar esiyo.






annemle bi poşetteki yaprakların kaç kilo geleceği konusunda iddiaya girdik, o kazandı. tekneden bozma yere gidip ona çay ısmarladım. sonra onu eve bıraktık isorak'la cin vişne ile güzel hale gelip dolandık. deniz kenarındaki iğdeler çok güzel kokuyordu. dalgalar, martılar falan işte.


böyle de bi yol var.

özgür olmak iyi, kötü olan şeyler çok. karasal iklim de kötü, ankara daha kötü.

eskişehir - biga

perşembe günü bütünlemeleri bitirdim, 3. sınıf oldum sonuç olarak. bir gün eskişehir'de kaldım. sözde sabah erkenden yola çıkacaktık İsorak'la, tabi gece dışarısı güzel geldi, geç yattık, geç kalktık. saat ikide yola çıktık, hava sıcak öf püf derken kara bulutları gördük. heh az serin olur diye sevinirken bozöyük'e yakın bir yerlerde doluya tutulduk, kendimizi zar zor kamyoncu abilerin takıldığı dinlenme yerine attık.


hava böyle olunca tekrar yola çıktık.



yollar gayet güzeldi. bursa'da görükle'ye dönen yolda bi köfteci var, otobüsle geçerken hep orda bir şey yemek isterdim, sadece çeyrek ekmek yiyebildim, zati güzel yapmıyomuş, hevesimi almış oldum.


devam ettik, uluAbat gölü falan derken yolu yarıladık.


bandırma'da bi kaza gördük, motorbisiklet tırın altına girmişti, fotografını çektim ama koymayacağım.

en son biga toprakları gözüktü ve makinanın şarjı bitti.



lada samara ak 47 gibi, görünüşe önem verilmemiş fakat çok sağlam, dolu yağsa bile kırılmıyor.

tespitim geldi





isorakla deniz kenarına indik böle hebele hübele konuşuyoduk gene, onu bunu eleştiriyoz falan, işte tüm kapalılara salak gerici diyen kaşarlar, tüm açıklara kaşar diyen salak görgüsüz kapalılar falan (evet ben ciddiye benzer bişiler de konuşabiliyorum), konu öğrencilerin bi evde toplaşmasına geldi, komşuların çoğunun aha olay kopucak diye düşünmesi falan filan, onlar hani bi evde 2 cins olarak sadece o iş için toplanıyomuş gibi, sonra freudu haklı çıkardıkları geldi, daha sonra da böyle düşünenlerin eğer okudularsa lisede felsefe dersinde freud a sapık dedikleri ama ondan farklı düşünmedikleri. işte bu da böyle bi tespitimdir, freud yine yavşaktır o ayrı, cinsellik dışı konulardaki tespitlerini ve psikanalizin temelini oluştumasını müstesna tutarım o ayrı.


karikatür de iyi ha bi tık edin de büyüsün, okuyun.

yağmıırrr

isorak bi saattir uyuyo burda, ben oturuyodum salak gibi, harikalardan bi yağmur başladı şimdi arkada da güzel şeyler çalıyo.


seviyorum ben yağmuru, havalar kapalıyken bunalarlara, sıkıntılananlara anlam veremiyorum, daha bi enerjikmişim gibi hissediyorum kapalı havalarda, zati yağmur en harika bi doğa olayı, bu saatte blog yazan bi deliniz var, sevinin gayri.


bu 4 yıl önce çektiğim ahmak ıslatan yağmuru :)








sevdiğim yağmur şarkıları;


http://fizy.com/#s/1dejb0


http://fizy.com/#s/1dewbe


http://fizy.com/#s/1cj4hy


http://fizy.com/#s/1ckab8


http://fizy.com/#s/1aima0


yeter bence, nasılsa sizin oralarda da yağmur yağar, dinleyin bunlardan birini :)

piknik falan hem de 10 erkek bi arada

Aceleyle çıktık okuldan, geç kalkmam yüzünden :) mogan gölünün kenarına gittik, yediklerim içtiklerim baa kalsın. kahvaltı yaptık, kart oynamalar, badminton çadır topuna vurmayı becerememeler, uzun eşek derken kalkmaya karar verdik, tabi bu kadar kısa sürmedi bahsettiğim kısım, 8 saat falan oturduk, belki daha fazla. Uzun eşekte çevre tribine maruz kaldık, çok ses çıkarıyomuşuz, güvenliğe şikayet ettiler, izlerken izliyolardı hatta gülüyolardı bilem. Dönerken oğuzhana şu göle girersen sana 200 lira dedim (devamlı saçma işlere vercek 200 lira bulundurmam, hafiften biriktirdim bi para var (: ), daha önce elbiseleriyle duşa sokma maceramız falan var, ufak bi karşılığa, yüzme bilmiyo bu oğuzhan, tamam girerim dedi. Diğer arkadaşlara da söyledik, giremez girer derken, oğuzhan ne kadar gircem dedi, ben dedim boynuna kadar, başkalarının bakması hoşuma gitmez dedi, ben baktım bu ciddiye alıyo, başımıza bi iş gelcek, güvenlik görevlileri falan gelse sonumuz karokol olabilir, bu okula hiç hoş intiba bırakmaz caydım ben yok olmaz diye, diğerleri biz de 30 verelim, 20 verelim falan dediler, mebla oldu 400 lira, oğuzhan aha gircem falan diyo, ben dedim yokum, başımıza iş açmayalım. Ona çözüm olarak yanımızdaki yüzücü arkadaşın korumalını sundular, koluna eşofmanı bağlarız falan, dedim pis mikrop kapar sınavlar var, Gökhan diyo bana verin 10 m yüzüp gelem, ona cesaret edemiyoruz, biliyoruz yüzer.
isorak lan ölcen salak diyo, hadi o bişi diil, karakolda sürtçez falan. abdul para insana neler yaptırıyo gibi ibretlik bi şeyler söyledi. oğuzhan ölürsem paramı tabuta koymazsanız şerefsizsiniz diyo, ne bok yicekse orda. sonra deniz baykal geldi, oğuzhan suya girsin ben gölü geçerim dedi. Kapattık bu iddia mevzuunu gidiyoz, bi köprü gördük altında su var, köprü 4 m yükseklinde falan, Gökhan dedi buradan 100 liraya atlarım, dedik malmısın çakılcan çamura vazgeçirdik, eşeğin aklına karpuz kabuunu sokan lanet bendim, oğuzhan hala başımızın etini yiyiodu, ileride şu enterasan su çarpışan arabalarının havuzunu gördüm, dedim buna gir benden 10 lira işler, herkes de verir, 100 e tamamladık parayı, oğuzhan gitti havuzun kenarına, biz isorak, Orhan karşıdan izliyoruz, diğerleri yanında, videoya alıyolar, bu biraz tırsmış önce girmem falan, sonra para tatlı tabi, daldı havuza, biz kahkahalarla eşlik ediyorıuz, yanımızdan geçen herkes durdu, oğuzhanı izliyo, bu kafasını sokuyo suya, garip hareketler yapıyo, bi amca yaklaştı onlara, eyvah dedim yaşlı tribi yicekler, “ne yapıyonuz la burada, burada yüzmek yasak” demiş, oğuzhan çıktı havuzdan, diğerleri yanımıza geldi hemen, bizim ufak oğuzhan uzaktan belediye havuzlarına giren Çingen çocuklarını andırıyodu, tşörtünü çıkardı, polar zımbırtısını giydi, cebinde telefonu kalmış o da bozuldu afgsaqfgdsg. Başka arkadaşın yanında getirdi kapriyle deiştirdi altındaki, biz hala gülüyoruz, paraları verdik, bu eheee nasıl da karlı iş yaptım laflarında biz diyoruz çgh bokuna 20 lira verdik bunun 10da 1i eğlenmedik, çok yaşa oğuzhan. Anlatırken komik olmadı ama, videoyu da koycam, enes hala yollamadı bana, yollasın gelcek hemen.
bi fotograf koyem şimdilik dedim, sadece erkeklerin piknik yaptıı, yok arkadaş ya, 10 sap biraraya gelip daha önce hiç piknik yapmamış sanırım.

1 gün

cuma günü dışarı çıkçaam vakti iple çekiyodum, 1 haftanın verdiği sıkılmışlık vardı. tören faslı bitince çıktık dışarı, catherine zeta jonesun filmi çıkmış the ribaund, isorak güzel olduğunu duymuş, 2 bilet aldık. 1 saat vardı seansın başlamasına, sinemaya yakın olan orta dünya ya gittik, hem karabüyü içeriz diye. pek bi tuaf hislerle ayrıldık ordan sanki istenmeyen kişilerdik, sadece saçımız kısa, sakalımız yok diye olsa gerek, "ben de sözlük yazarıyım lan" diye bağırcaktım az kaldı çünkü biliyorum ki orası entellektüel! marjinal! sözlükçüllerin uğrak yeri. alıştık biz asker sanılmaya zaten. (aslında bu dışlanma şeysini çok uzun anlatıcaktım fakat gerek olmadığını düşündüm şimdi) sinema salonuna girdik, tahmin ettiğimiz gibi çiftlerden oluşan bi grup vardı, sadece çiftlerden. biz oturduk 2 sap, her zamanki gibi, bi de aşk filmiydi ya bu pek tuaf baktılar bize, dışlanma 2. neyseki bizden sonra 3 tane 2 li kız grubu girdi içeri, demekki tek sevgilisi olmayanlar biz diildik ( hi hi) ( bu arada yanıma oturan hanımefendi buralardaysanız bana ulaşabilirmisiniz, msn pls.) -spoiler içeri sanki buralar- film yine ketrinenin oynadığı aşk tarifi ile bizim ıssız adamın karması bişeydi, hatta son sahnede, restoranda karşılaştıklarında, seni hiç unutmadım falan gibisinden şeyler söylücekler diye düşündüm iç sesleriyle öyle olmadı fakat; yediler, içtiler, güldüler. film iyiydi, gidebilirsiniz böle güldürüyo falan da arada, hem istanbulda da çekilen kısımlar var be çok seviceksiniz :) http://i44.tinypic.com/bhymh5.jpg -spoiler bitti- film bitince acıkmış olduğumuzu farkettik, dışarda okumuşlar bilir bi yerden sonra herşeyden ıyk gelir, uzun süre düşündük sonunda demetevlere en bi güzel lahmaçları yemeye gittik, zamanımızın az olmasına rağmen, yedik biz afiyetle. metroya bindiğimizde 21.20 idi saat, son servisimiz 21.30da, yetişemicez gibi geldi, fazla ego falan aldık gölbaşına otobüsle gideriz diye. 21.35 te kızılaydaydık, ykmnin yanındaki mc ten dondurmalarımızı aldık, koşa koşa anıttepeye gittik, servis vardı fakat dolduğundan dolayı kalkıyodu, 7 kişi kalmıştı bizle birlikte, yeni otobüs geldi, yayıla yayıla gittik okula, hatta yolda hararet yaptı otobüs, başka bi otobüs gelip aldı bizi. okulda yoklanmak üzere sınıfa gittim, yoklamada uykusuzu okudum, fırat yok bu hafta bu hiç iyi bişi diil. sora da yatakhaneye gelip bu şeyleri yazdım, buraya geçirmekten vazgeçtiklerimle birlikte, kim bu yazıyı sonuna kadar okur bilmiyorum fakat yazdım işte, yazmak da saçma geliyo aslında, benim bi günümü okutmak istemem falan, her neyse işte öyle her askere benzeyeni dışlamayın, hatta askerleri bile dışlamayın; onlarında iyileri var.