ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ımh

ankara'daki odamın camından bi adet onur air uçağı (içi boş, çalışmıyor) ve çeşit çeşit helikopterler görünüyor. çanakkale'deki odamın camından ise bi adet karaya oturmuş gemi ve çeşit çeşit deniz araçları (gemiler, gırgırlar, kayıklar) görünüyor. ve aslında ne ankara'da ne de çanakkale'de odam var buna rağmen bahsettiğim iki manzarayı da çok zor bulursunuz, yerime geçmek isteyen var mı? ben anlaşmayı kabul ediyorum.


ankara;



çanakkale;



bu sene de böyle

bu dönem bitince tam anlamıyla salon beyefendisi olucam, seçmeli ders olarak  GÖRGÜ KURALLARI VE BEŞERİ İLİŞKİLER alıyorum. bundan bahsetmem saçma, önemsiz bir şey çünkü, olsun diye oldu. 


geçen sene vize - final - bütünlemeden 0 (yazıyla sıfır) aldığım ceza genel hocası bu sene ceza özele geliyor, sevindirici değil mi? başka problemli hocam yok. kamu maliyesi hocamız sanırım kapitalizmden pek hoşlanmıyor, kolluğun büyük amacının zenginleri korumak olduğunu söyleyen ilk kişi. 


leyla ile mecnun izleyemiyorum, buna bi çözüm bulunsun, bulun.


ankara çok fena, bıktım iyice.


sene başı hakkında söyleyeceklerim bu kadar.


ps: daha çok telefondan giriyorum internete. google readerdan okuyorum bloglarınıza yazdıklarınızı, yorum bırakamıyorum, okumuyorum sanmayın.

ankara

ankara'dayım. dün iki bütünleme sınavına girdim. üç tane kaldı. bi tane cuma günü, bir salı bir de perşembe. yatıyorum falan işte.


a han da.

tee eskiden kalma, bi de dün garaj

ankaraya giderken tee eylül 26ydı, uyandım eskişehirden hemen sonra, a han da karanlık yerin ilk güneşiydi bu da;



uzun yazı falan yazcaktım da şimdi o zaman aklımdakileri unuttum, fotografları da boşuna çekmiş olmayem dedim.


bu enik encikler de burdan, alttaki bigada garajda oynadıım, otbüs gelene kadar eğlence oldu iyi.
sabah oyunları pek güzel olur hayvanların.







bu bir internet cafer yazısıdır

geçen sene de vardı böyle bi yazım, askerler falan var etrafta, keliz hepimiz.
ben ankaraya geldim ya zati, soğuk be bura, öğlenleri de ısınıyo, 1 haftada bi bok yapmadım iyi koştum ama (o sahayı 8 kere dönüyom, boru muuuu?). yeni hocaları falan gördüm, ceza hukuku mu ne ondan çakarsam sorumlusu ben değilim.
her geçen gün insanlar küçükleşiyo olabilir, 1. sınıflar bildiiniz velet. bi de içlerinde ortaokuldan sınıf arkadaşım çıktı, daha konuşmadım ama o zaman da konuşmazdık zati.





uyku düzenini benimn kadar hızlı değiştirip buna adapte olabilen var mıdır bilmem, 1 gün önce uyuduum saatte uyanmam falan gerekiyodu ve bunu başardım asddgbxz



ben insan profilleri şeysi yazıcam hatta yazıyom ama okulda kaldı kağıtlar, bilmiyorum ki buraya koysam mı?, koysam ilgi görür mü?

kardeşimin mp3 çalar şeysi sonystage programı olmadan müzik atmıyo, cd evde kaldı (almak aklıma bile gelmedi, o kadar çok kaldı yani), kurbana kadar aynı şeyleri dinlicem galiba.

internet kafeler zihin kapatıyo, hafta içinde yazcak negzel şeyler bulmuştum ben, galiba bilgisayarımı yanıma almalıydım.

a ha da bunları dinliyom, kayıtlı olmayıp da dinlediğim tek şey sakin.

http://kepazeyim.fizy.com/p/sakin

bi de çavdar tarlasında çocukları tekrar okudum, dün de dostta 60 yıl sonra diye bi kitap gördüm, bizim holden 76 yaşında, yazarı salinger değil diye 19 liraya kıyamadım, okuyan varsa değer mi bi söylesin.

A ha.

Ankaradayım, okul falan. Takıntılı derslerimin hocaları çok güzel, diğerleri zor, yapçak bişi yok.
Painkiller ve reckless dinleyip duruyorum.
Laptopumu evde bıraktım, mobil pek zor, okuyom ama yazılanları.
Jedi olasım var.

1 gün

cuma günü dışarı çıkçaam vakti iple çekiyodum, 1 haftanın verdiği sıkılmışlık vardı. tören faslı bitince çıktık dışarı, catherine zeta jonesun filmi çıkmış the ribaund, isorak güzel olduğunu duymuş, 2 bilet aldık. 1 saat vardı seansın başlamasına, sinemaya yakın olan orta dünya ya gittik, hem karabüyü içeriz diye. pek bi tuaf hislerle ayrıldık ordan sanki istenmeyen kişilerdik, sadece saçımız kısa, sakalımız yok diye olsa gerek, "ben de sözlük yazarıyım lan" diye bağırcaktım az kaldı çünkü biliyorum ki orası entellektüel! marjinal! sözlükçüllerin uğrak yeri. alıştık biz asker sanılmaya zaten. (aslında bu dışlanma şeysini çok uzun anlatıcaktım fakat gerek olmadığını düşündüm şimdi) sinema salonuna girdik, tahmin ettiğimiz gibi çiftlerden oluşan bi grup vardı, sadece çiftlerden. biz oturduk 2 sap, her zamanki gibi, bi de aşk filmiydi ya bu pek tuaf baktılar bize, dışlanma 2. neyseki bizden sonra 3 tane 2 li kız grubu girdi içeri, demekki tek sevgilisi olmayanlar biz diildik ( hi hi) ( bu arada yanıma oturan hanımefendi buralardaysanız bana ulaşabilirmisiniz, msn pls.) -spoiler içeri sanki buralar- film yine ketrinenin oynadığı aşk tarifi ile bizim ıssız adamın karması bişeydi, hatta son sahnede, restoranda karşılaştıklarında, seni hiç unutmadım falan gibisinden şeyler söylücekler diye düşündüm iç sesleriyle öyle olmadı fakat; yediler, içtiler, güldüler. film iyiydi, gidebilirsiniz böle güldürüyo falan da arada, hem istanbulda da çekilen kısımlar var be çok seviceksiniz :) http://i44.tinypic.com/bhymh5.jpg -spoiler bitti- film bitince acıkmış olduğumuzu farkettik, dışarda okumuşlar bilir bi yerden sonra herşeyden ıyk gelir, uzun süre düşündük sonunda demetevlere en bi güzel lahmaçları yemeye gittik, zamanımızın az olmasına rağmen, yedik biz afiyetle. metroya bindiğimizde 21.20 idi saat, son servisimiz 21.30da, yetişemicez gibi geldi, fazla ego falan aldık gölbaşına otobüsle gideriz diye. 21.35 te kızılaydaydık, ykmnin yanındaki mc ten dondurmalarımızı aldık, koşa koşa anıttepeye gittik, servis vardı fakat dolduğundan dolayı kalkıyodu, 7 kişi kalmıştı bizle birlikte, yeni otobüs geldi, yayıla yayıla gittik okula, hatta yolda hararet yaptı otobüs, başka bi otobüs gelip aldı bizi. okulda yoklanmak üzere sınıfa gittim, yoklamada uykusuzu okudum, fırat yok bu hafta bu hiç iyi bişi diil. sora da yatakhaneye gelip bu şeyleri yazdım, buraya geçirmekten vazgeçtiklerimle birlikte, kim bu yazıyı sonuna kadar okur bilmiyorum fakat yazdım işte, yazmak da saçma geliyo aslında, benim bi günümü okutmak istemem falan, her neyse işte öyle her askere benzeyeni dışlamayın, hatta askerleri bile dışlamayın; onlarında iyileri var.