kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

franny ve zooey

"ego ego ego . bıktım usandım . kendiminkinden de başkalarınkinden de. bir yere varmak , farklı ve ayrıcalıklı birşeyler yapmak , ilginç biri olmak isteyen herkesten bıktım usandım . iğrenç bir şey bu - iğrenç iğrenç. kimin de ne dediği umrumda bile değil."


"rekabet edeceğimden korkuyorum ben-beni asıl korkutan bu. bu yüzden ayrıldım tiyatro bölümünden. ben herkesin değer yargılarını kabule korkunç bir şekilde koşullanmışım diye, bunun doğru olması gerekmez ki. bundan utanıyorum. bıktım usandım. tam bir hiçkimse olacak cesaretim olmamasından usandım. kendimden de, bir çeşit ses getirmek isteyen herkesten de usandım."



"çocuklar hepinize birden ne oldu böyle, bunu anlayamıyorum artık. eski radyo günlerinde, siz küçücükken filan, hepiniz öyle akıllı uslu ve mutluydunuz ki nefistiniz hepiniz. sabah öğlen akşam hep öyleydiniz. bu kadar çok şey bilmek ve şeytan çekici gibi zeki olmak sizi mutlu etmiyorsa, hayatta ne işe yarıyor hiç anlamıyorum doğrusu..." 


okuyun.

pal sokağı çocukları, a pál utcai fiúk (film ve kitap)



annem haftada bi kere kitap almam için ekstra harçlık verirdi bana, sene 1999, yani 9 yaşındayım, o aralar kalem koleksiyonu yapıyorum, kitap parasını da kaleme yatırmayı düşünüyodum, kırtasiyeye gittim, girişteki kitap rafında pal sokağı çocuklarını gördüm, kalemi boşver ahmet dedim, al bu kitabı, eve gittim, en kalın kitabım, ilk romanımdı, kalın kartondan kapağı vardı, kitabı açtım, ders sonunda olup bitenlerden bahsediyordu, daha bilmediğim terimler geçiyor içinde, sodyum falan, pal sokağı çocukları ve kırmızı gömleklilerin mücadelesini anlatıyo, bunlar iki çocuk grubu, nemeçek var, er.




kitabın sonunda ağlamıştım, bi de cengiz aytmatov gülsarı da ağladım zaten (gadjo dilo da da ağladığımı söylemiştim, duygusalım mesajı vermeye çalışmıyorum :) belki başka kitapta da ağlamışımdır, kemalettin tuğcu çocuk hırsızları mesela ama aklıma bu ikisi geliyor bi tek), ikisi de ölümün ne kadar acı olduğunu öğretti bana, birinde bi çocuk, diğerinde gülsarı adında bi at. beni en çok etkileyen kitaplardan biri pal sokağı çocuklarıdır.


filmini buldum, 1969 çekimi, macarca, kaliteli çevirmişler, renkli falan, izledim tekrar, hiç bi olayı unutmamışım kitaptaki, diyalogları dahi hatırlıyorum, erkek kardeşime de okuttum, kız kardeşime de ama ben tekrar okumadım, büyüsü kaçar diye mi düşündüm, bilmiyorum.




çok güzel oynamış çocuklar, bilmiyorum yazar ferench molnar kırmızı gömlekler derken komunizmden falan bahsediyo muydu, sanmam çünkü kırmızı gömlekliler güçlü ve zengin taraf ama iş bölümü tarzı bi şey var, beraber hareket etme, güçsüzü düşman olsa dahi koruma, olabilir de. var veya yok, her şey harika olmuş filmde.




filmde gerçek anlamıyla el koymayı da gördüm, hem mecaz hem gerçek aynı zamanda, eline basıp misketlerini alıyolar nemeçek in.


diyalog:

profesör: peki neden çiğnemen gerekiyor?
genel sekreter: hamur halinde tutabilmek için.
profesör: peki neden hamur halinde tutman gerekiyor?
gs: böylelikle iyi olup olmadığına karar veriyoruz. (burda söz konusu macun)

mühürde yazan: macun toplayıcılar derneği, budapeşte 1902. sonsuza dek özgür olacağımıza yemin ederiz.


kapaklı diyalog:

gereb: hoşuna gitti mi?
nemeçek: evet, kıyıda durup izlemekten çok daha iyiydi.


okuyorum ben, okumuyorum sanma

afilifilintalar diye bi site var, bilmeyen yoktur. ben nedense bu siteye karşı önyargılıydım, onca link atarlardı, bi girip okumazdım, hep şu fecri atici pezevenkler gibi gelirlerdi gözüme, meğer öylemiymiş, bir kitap okudum, görüşüm değişti; emrah serbes'in erken kaybedenler'i. adam yazmış, hemen hemen benim yazmaya çalıştığım gibi, sonra behzat ç yi okudum, dizinin de ilk bölümüymüş.
alper canıgüz de var dedi arkadaşım alper, oğullar ve rencide ruhları verdi, hayran kaldım, bu tam yazmaya çalıştığım gibiydi, absürt. beş yaşın en olgun çağ olduğunu savunan kitap. kurgu da vardı kitapta, ağzımı açık bırakan cümleler de, mesela;


*"cehennemde çiçeklendirme yapmayı düşünüyorum." diyo kitabın kahramanı, kendisine ileride ne olmayı planladığı sorulunca.


*"şahsiyetin ne kadar güçlü olursa olsun, kendinden bir metre daha uzun birine posta koymak komik kalıyordu." gitti çocuğun ağzından en baba gerçeklerden birini söyledi bize, güç kötülerdeyse s.ki tuttuk.


*korku ve gerilim filmlerinden bahsediyo burda; "bildiğiniz gibi bişeylerin olması için mutlaka müteşebbis ruhlu bir ahmağın kuralları çiğnemesi gerekir."


tarantino filmini çekmeli bu kitabın.


oğullar ve rencide ruhları bitirince gizliajansa başladım, otomatik alice i yatçağım zamanlara yakın, onu diğer zamanlarda, yavaş yavaş okuyorum, doğrusu yavaş okumaya çalışıyorum (yazım hatası bile buldum), sanırım okuduğum en güzel Türk kitabı, yine absürt bi tarz, harika cümleler, muhteşem tespitler. bazıları;




*"inşaat halinde bir bina düşün" dedim. "ve ben de kendimi onun çatısından aşağı atarak intihar etmeye karar vermiş olayım. eğer merdivenlerin parmaklıkları henüz inşaa edilmemişse, inan bana, basamakları apartman boşluğu tarafından değil, duvar tarafından tırmanırım. hiç kimse ölene kadar ölüme hazır değildir.


*borges ve kemalettin tuğcu’nun aynı kişi olduğunu öğrendiğimde hayatta bundan daha korkunç bir gerçekle karşılaşamayacağımı düşünmüştüm. heyhat, ne kadar da yanılmışım.

dünyanın şahsıma karşı kurulmuş bir komplo olduğuna dair inancımın en güçlü dönemleriydi. işsizdim, güçsüzdüm, çok fazla içki tüketiyordum ve galiba yapayalnızdım.

*ne de olsa ölüleri sevmek daha kolaydır. özellikle de dört-beş büyük biradan sonra.

*bi diyalog
+babanız sizi döver miydi?
-hayır biz çok modern bir aileydik babam beni dövmez rencide ederdi, herkesin içinde aşağılardı, kısmetse ben de çocuklarımı böyle modern yetiştireceğim.

bu kitabın filmini tim burton çeksin, johnny depp de musa olsun, sanemi de natalie avelon oynasın.

uzaylılar geçiyo be kitapta, daha ne olsun, albert camus dan etkileniyomuş bu adamlar, şu bitsin, albert camus dan bi kitap okucam, önerisi olan varsa söylesin. 40 fırın ekmek yiyip ben de bi alper canıgüz olmalıyım, son olarak kitabın başındaki biyografisini yazayım, çok hoşuma gitti o da;

*ALPER CANIGÜZ 1969 yılında İstanbul'da doğmuştur. okuma sevgisini babasına, yazma tutkusunu müzik kabiliyeti olmayışına borçuludur. (benim yazma tutkum var ise aynı sebepten, mızıkayı bile adamakıllı çalamıyom be!) kahkahalarla ağlatan ve hıçkırıklarla güldüren (oksimoron gibi olmuş, oksimoronlardan hazetmem alperciğim) kitapların yazarı olmak isteyen Canıgüz, politik açıdan kendisini narsizme yakın bulmaktadır. diğer romanları Tatlı Rüyalar / psiko-absürd romantik komedi (2000) ile Oğullar ve Rencide Ruhlar (2004) iletişim yayınları tarafından basılmıştır.

en azından ölmeden değeri anlaşılabilecek bi yazar olacak sanırım.

otomatik alice


bu tekne karabigada, balıkçı ise eşrefoğullarından bi şey abi, fotografını çekmek için izin istediğimizde sana da çıkartır getiririm demiştim, hala götürmedim, 6 ay oldu.
ne yazcağımı bilmiyorum, canım yazmak istedi, önce fotografı seçtim, sonra şarkıyı, repeatte çalıyo devamlı. Yunanca çok güzel, cia e Yunanca bilen ajan alıyomuşlar, nerden öğrendiğimi unuttum, sadece Yunanca da değil, Ermenice, Gürcüce falan da vardı.
otomatik alice diye bi kitap okuyorum, çok güzel, harika saçmalamış yazarı, Jeff Noon.
iki kez ikiz kız kardeşi şöyle diyo alice'e; "Otomatik bir polis kuzgunu. Eminim sen de daha önce 'her fırkuşun eti yenmez' lafını duymuşsundur."
kütüphaneye gidiyorlar, gördükleri kitaplardan bazılarının adı şöyle; buğday tarlasında çaputlar, dost kaybetme ve insan itekleme sanatı, 2001: bir üzüm efsanesi, kutsal incir (eski cahit ve yeni cahit), das tutkal.
kitapta quantin tarantula ve jack russel diye kahramanlar var.
komputermitlerden bahsediyo, sayesinde bilgisayarım yazan şeyin adı hoş bi şeye dönüştü masaüstümde;

sadece nöbetlerde ya da antidepresan içtiğim zamanlarda okuyorum kitabı, daha büyülü oluyo, hep aynı albümü dinliyorum, kitap soundtrack ı diye bi şey varsa otomatik alice in ki Buena Vista Social Club - Rhythms Del Mundo - Cuba-2006 olmalı, kitap da büyülü albüm de.
alice çok yaşlı bi de kitapta, buhar gücüyle çalışan helikopter falan görücek kadar yaşamış.

okumazsınız ama okuyun, kepaze dedi diye okumamazlık yapmayın, berbat bi tanıtım daha sonra erdi, ok kib.

orjinal kitap kapağı bu;


bizimki de bu, çok güzel kapak bence;

kitabın intro şarkısı da bu olmalı;



"Benim aklım yok ki, tümseğim var. Ve kompütermitlerim bütün bu hareketlilikten zangır zangır titriyorlar."

Sağduyu Uzaklaştırıcı Lalettayin Uygulanan Ceberut Akıl Nötrleştirici lerden uzak durmayı unutmayın.

Komunist İmam

Bu kitapta islamcı sosyalist bi umur var, ağalarla uğraşıyo, milleti ayık yapem diyo.
Yazar hasan kıyafet bölüm kavramından uzakmış, bi paragraf başı yapıp yıllar sonrasına falan gidiyo. Kitap güzel yine de, okunabilir.