nöbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nöbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

hof pof kof

nöbet var bu gece, sıcak bi gündü, ne kadar az koşsam da yine yoruldum bugünki lanet koşuda, en erken 3 te uyuyabilcem, yarın 7.40 gibikalkmak üzere, ilk 2 ders uyumam imkansız, ardından inkılap var iyiki, acık dinlenirim. 
ben de uzun twitter tarzı blog yazısı girebildim, mutluyum.

başımdan geçen gizemli bi olay

saat 04.50 idi, birden kalkmam gerektiğini hissettim, daha ne olduğunu farketmeden, yatağımın ucundaki kağıtları elime almıştım. kalem aradım deli gibi, en son dolaptaki gömleğimin cebindeki pilot kalem aklıma geldi, aldım. bir şeyler karalıyordum fakat ne olduğundan haberim yoktu, sanki dışardan bi güç çiziktirtiyodu bunları bana, hiç iyi şeyler çıkmadı ortaya, 2 tane katil vardı; birisi, elinde balyoz ve çekiç olan korsan/madenci kırması bişi, öbürü ise motorlu testere ile birisini kesen bir melekti.


işte çizdiğim şeyler de burda;







hehe nasılda kandırık attım, en birinci ben oldum, kendime 100 herkese 0 puan. nöbete kaldırdılar beni yine, 05.10 da uyandırılması gerekenler vardı, onları uyandırdım, baktım yoklama kağıdı var boş duruyo arkası, bi de kalemim var elimde, bişiler çizem istedim ama bi boka benzemediler, gece vakti katil matil nerden geldi aklıma bilmiyorum (belki onu gizemli güçler şeyetmiştir (: )







5-7 nöbetçisiyim, hiç bir vukuat olmamıştır arz ederim!




04.45'te kaldırdılar beni, nöbetim var diye. oysaki ben negzel bana saldıran farelerle ilgili rüyamı görüyordum; uçan, kedi kadar büyük fareler. benden önceki nöbetçi geldi kaldırdı beni, zati uykum hafif odaya girdiği an kalktım, anında sövme moduna geçiyo insan öyle olunca, uykumu alamamışım ne yapıyım? (hangi akla hizmet 2 de uyumaya niyetlendiysem..) bir de bu erken başlayan günün sabahında 800 metre koşudan sınav var.(yazıyı yazarken vardı ama olmadı sadece halata çıkma neyin oldu kaldım zati ondan).
böyle bir başlangıç günün kötü geçmesi için yeterli bence, bugün pazartesi günüyse eğer hafta da kötü geçer.
nöbet yerime geçtim, hani huzurlu saba makamıyla okunan sabah ezanı varya hiç huzur vermiyor o anda, hem de yağmur ona eşlik ederken bilem. ben de kendime suni bir mutluluk aradım, camı açtım yağmur kokusunun toprak kokusuyla olan dansını ciğerlerimde devam ettirmek için, tan yeri ağırırken. yok ama olmadı, köpek gibi çatlayan baş ağrısına aspirin ne kadar etkiliyse bu da öyle oldu. bakın bunları kağıdıma yağmur kokusuyla birlikte karalıyorum hala olumlu bişi göremediniz.
artık güneş doğdu diyebiliriz, gökyüzü lacivertten maviye geçiyor. ben ikinci kahvemle birlikte ikinci çikolatamı da götürüyorum. (kalkınca bi snickers gitti, şimdi de mjoy) fakat bu afyon denen şey patlamadı hala. şarkı önermecemde ne önersem diye de düşünüyordum bir yandan ve sonunda Behind Blue Eyes - Limp Bizkite karar verdim, bilmiyorum dinleyen oldu mu.
güneş iyice yükseldi belki dünyaya 145677971. gülümseyişi. hakikatten bu güneş nasıl sıkılmıyo dünyadan, belki de sıkılıyordur bilmiyorum. ben henüz 19.5 yıldır bakıyorum buraya ve çok sıkıldım.
bu kadar yazdıktan sonra bu yazıyı niye yazdığımı düşündüm ve aklıma geldi hayattan zevk almanın bize bağlı olduğu şeklinde bi teması olcaktı. benim yaşadıklarımda romantiklerin hasta olucağı birçok şey vardı; saba makamında ezan, yağmur, yağmur kokusunun toprak kokusuyla karışması, karanlık, karanlığı yırtan güneş. oysa benim tek yaptığım sövmekti.