yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

nicholas cage ve otbüs

Bahar geldiğinde bahçendeki erik çiçek açtıysa bu mutlu olmana yetmez, erikler olmadan karnın doymaz bi kere.

                Bizim eriğin çiçeklerini yağmur yok etti, he, yok etti. O kadar şiddetliydi işte, bavulum ıslandı iki adım ötedeki otobüse gidene kadar, saçlarım da. Saçlarım Bursa’ya geldiğimizde ancak kurudu, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine girdik; çok yolcu vardı sanırım oraya gidicek, şoförden yolculara kıyak.
                Hikaye yazıcaktım aslında ama çok sıkıştım hiçbir şey düşünemiyorum, hala yağmur yağıyo, “rahmet evladım rahmet, öyle deme.”

                Bi kaç sene öncesine kadar ”Nicholas Cage in oynadığı tüm filmler güzel yaa” diye ortalıkta dolanırdım. Hayalet Sürücü aksiyonluydu, Eva Mendes vardı. Savaş Tanırısı’nda kapitalist dünyanın savaşları vardı ya, silah tüccarları kazansın diye ölen insanlar, eh etkilenmiştim. Kehanet de diycem başka da filmi gelmedi şimdi aklıma, bir zamanlar asra manşetti, şimdi 5 punto falan Cage benim için.
Cadılar Mevsimi ne lanet bir filmdi öyle; zorla sahne koymuşlar, acık da millet etkilensin diye Tanrı adına insan öldürenler falan. 5 dakikaya bir olay seyriyle devam etti film, kötü düşmanları da kahraman ekibimiz sırayla öldürdü; 10 kurt mu var, 5 kahraman, herkes 2 tane mesela.

                Neyse Bursa Otogarına geldik, BURULAŞ ne lan?!

home şeker ev

*oturduğum yerden gemi görüyorum, arabalı vapur ve balıkçı tekneleri. gemi rus bandıralı. çocuk parkı var, içinde çocuk yok; hava soğuk.


*annem afrikalılara dönmüşsün diyo, yazdan beri çok, o beni en son gördüğünden beri 12 kilo verdim. gece eve girdiğim gibi kalamar tıkıştırdı ağzıma, şimdi börek açıyo, yanımda çerezler ve kahve var.


*birazdan lubitelimle fotograf çekmeye çıkıcam, gece ise çok terbiyesiz şeyler yapabilirim.


*40 lıra + yolda yemeklere vereceğim para yerine 100 lira + yolda yemeklere verdim, bursadan bigaya kadar yanımda çizmeli kedi vardı, bence iyi bi yolculuktu :)


*hadi ben biraz daha yiyem, 3 günde 2 kilo alsam bi şey olmaz bence.

ihtiyar heyeti ve yolculuk


Gelir misin dedi/Ne bu tripler baba dedim/Sustu. İki ay önce geçmişti bu diyolog babamla aramda.Bu doğduğu topraklara gideceğinin haberiydi. Sömestr tatilinde Makedonya yolcusuyduk yani.İki ay geçmişti ve gitme vakti gelmişti artık. İlkokuldaki din hocam düzenliyordu turu, otobüs topkapıdan kalkacaktı. Topkapı ya vardığımda beynimden vurulmuşa döndüm.Ben babamın yanında nasıl sigara içeceğimi düşünürken yaş ortalaması 60 olan bir ihtiyarlar heyeti vardi karşımda, al başına belayı. Turdaki iki üç tane benle yaşıt kız vardı ama hasbiyle geliştirdiğimiz sistemde yanınada annesi olan kızın bize bir yararı yoktu. Hepsini sindirdim atladım otobüse.Pasaport al-ver derken yol boyunca uykusuz kaldım.Edebiyatçıdır anlar beni diyerek babamı ilahi komedyadan bir bölüm okuduğumda herşey için çok geçti servet-i fünun un bütün inceliklerini anlatmayı bitirmişti ki Atatürk ün evine gelmiştik. Selanik yollarında uyudum biraz uyandığımda burası neresi dediğimde sultan çiftliği-habibler kavşağı dedi babam ciddiye aldım onu çünkü hiçbir fark yoktu ikisinin arasında.Ordan da Makedonya ya geçtik ama her hudutta ruhuma bir pranga daha geçiyordu ihtiyarlar boğazımı sıkıyordu.



Yattık kalktık 2 gün geçirdik sırada başkent Üsküp vardı çok sevinmiştim bu duruma çünkü tanıdığım gençlerle görüşüecektim. Arkadaşım ensar gelip çıkardı beni o lanetli otobüsten makedonya hakkında bilgilerle benim donattıktan sonra babamın köyüne doğru yola çıktık. Yaşlı bi amca karşıladı bizi aman allahım yine ihtiyar çıkmıştı karşımıza.Evlerine gittiğimizde nine de geldiği zaman kadroyu tamamlamıştık. Nine yaşımın geçtiği artık evlenmem gerektiği yönünde telkinlerde bulundu sonra torununu çağırdı (torunu dünya güzeliydi) gelin sizi nişanlayalım dedi neler oluyodu bu akşam olmaz başım ağrıyo diyip uyumak istediğimi söyledim uyudum. Babam ise ağlayıp zırlıyıp kendince sosyal çıkarımlarda bulunuyodu, bunalmıştım
Sabah olduğunda farkındaydım ki 30 km uzaklıkta soluk alabileceğim bi yer vardı: Manastır.Okuldaki renkli görünüşü ve renkli görüşüyle takdirimi kazanan sevgi ablanın yaşadığı şehirdi burası. Yanlarında vardığımda oksijeni tekrar keşfettim. Gittiğimiz ilk yer sakin bi pub oldu. Sıcak rakıyı keşfettim.Hayyam yaşasaydı tasını mutlaka bununla doldururdu. Artık rahatlamıştım saçlarım ve sakallarımdaki beyazlıklar yok olmuştu genç olduğumun farkına varmıştım. En güzel şeyler hep kısa sürenlerdir 4 saat kadar kalabildim orda ve bu alengirli turun son noktasıydı bu.


Yol boyunca beni yalnız bırakmayan freddy mercury , jose feliciano ve dante aligheri ye şükranlarımı sunuyorum..


Yaptığım bu geziyi bi kaç arkadaşıma anlattım kendilerince yorum yaptılar alın size yorumları:
karl marx: orta sınıf eğlencesi( hacı ucuzmuş baya)
haydar dümen:menopoza girmiş kadınlar ile iktidarsız erkeklerin buhranı
can yücel: seke seke geldim ... ... gidiyorum

trenli falan

cuma sabahı kamu yönetimi finalimi de verdikten sonra okuldan çıktım, ankara emniyete gittim, ehliyetimi aldım, ankamallda oyalandım ki trenimin vakti gelsin, ilk defa trenle şehirlerarası yolculuk yapıcaktım, hızlı treni saymazsak. trafik hukuku hocamız hem demiryolunun mükemmelliği, yapım masrafının karayoluna göre 5 kat ucuz olduğundan bahsedip duruyodu, sanırım tcdd den para alıyo, gönlü olsun diye işte bu yolculuk da böyle oldu değil tabi. yataklı dediler, 4 kişi olcaz, tanıdık dediler, yeriz dediler, içemeden uçamadığımı bilen arkadaşım trende içersin malzemeni alıp dedi ve aklım çelinmiş oldu.
çanakkalede oturmama rağmen balıkesire gitmeyi kabul ettim, en azından zamanında pladinal sinüsten mağdur kıçım rahat edecekti ve uzun ama rahat bi yolculuk yapacaktım. 3lü prizi 3lüye kattık, milyonlarca alet taktık ona, bi ara ağ kurup oyun oynamayı bile düşündük. sincanda bilet kontrolüne geldiler, nevresimlerimize de verdiler, bi daha da kimse uğramadı, ben sakinleştiricimi içtim, sigara içenler sigara içti, o kötü oldu uyurken ama, iyiydi gene de. sleepers ı izledim, hep erteliyodum film uzun sürüyo diye, iyi filmmiş ama çok iyi diil kesinlikle. bana. 15 saate yakın sürer dediler ama ben 1'de uyurken kütahyaya gelmiştik bile, 4.30 da alarm kurup uyudum, kalktığımda bi şehrin çevreyolunu görüyodum camdan, cüneyti, o fotografta gülen, uyandırdım, yok yaa gelmemişizdir falan dedi, geldik lan işte bura balıkesirdir olsa olsa dedim, gps ten baktık, 5km vardı balıkesire, ben olmasam sanırım izmirde uyanırdık, 5te balıkesire indik, çorba içtik, cüneytlere gittik, 9.30da gönenli arkadaşımla yola çıktık gönene, bandırmada mola verdiğimizde biga biga diye bağıran kamil koç muavinini gördüm, hemen o otobüse atlayıp gönene uğrayıp boşa geçirceğim zamanı yok ettim, 12de bigada oldum, hemen karabigaya giden otobüse atlayıp 12.30 da ulaştım sonunda eve, evet karabiga ile biga ayrı yerler.

tee eskiden kalma, bi de dün garaj

ankaraya giderken tee eylül 26ydı, uyandım eskişehirden hemen sonra, a han da karanlık yerin ilk güneşiydi bu da;



uzun yazı falan yazcaktım da şimdi o zaman aklımdakileri unuttum, fotografları da boşuna çekmiş olmayem dedim.


bu enik encikler de burdan, alttaki bigada garajda oynadıım, otbüs gelene kadar eğlence oldu iyi.
sabah oyunları pek güzel olur hayvanların.







abbas yine yollarda

22sinde kapandı bizim okul, 1 hafta çanakkalede durup ankaraya döndüm, zeki bi öğrenci olduum için bütlerim vardı, 10 gün ankarada durdum, istanbula geçtim, 1 hafta durdum, çanakkaleye geldim 15 gün durdum sanırım (günleri toplayıp hayıırr fazla ve ya az çıktı demeyin tam bilmiyom sayıları asdfsgf) şimdi kamp denen rezil olay için didime gidicem, cuma saat 23 te kalkıyo otbüsüm. bok gibi bi ruh haline bürünüyom arada, geçiyo sonra. soruyorum kendime hayatı böyle sekteye uğrayan kaç kişi vardır ki başka?! kendin ettin, kepaze olmanın tek sorumlusu sensin diyorum. sanırım 1 ay boyunca post girmem, belki telefondan slm nbr kib bye aeo modunda bişiler yazarım. uzatmaya gerek yok, işte beni unutan eşektir! bakın giderayak size süper bi link vericem, son 30 yılın en baba şarkılarını anında dinleyebileciniz harika bi liste, 1000 şarkıdan oluşuyo;


http://www.welkestijl.nl/
bu siteyi http://formspring.me/useto dan öğrendim, sakın çaktırmayın :) uğrayın bi soru saçmalayın ama.

seni deliler gibi seviyom, sensiz kalamam diyenler için email adresim;


kepazeyim@gmail.com


eski zamanlarda gibi hissederik gasilhane reyize hayatımın ilk mailini attımdı geçenlerde, zevkli bişimiş.

sabahçı kahvesi bu diil sanki


yine bi ankara - biga yolculuunun sonundayım daha geçen gün yazmıştım ya ben Kurandaki sırları bulan insanları ne ara 2. yolculuu yaptım bilmiyorum, 10 gün geçirdim ankarada ağzıma sıçan bi 10 gün, adamlar bildiğin bıraktı yav, daha telefonla hocaya yalvarma faslı falan var, 2 gün 12 saatte düzelttim düzelttim o notu yoksa poklara yan basmış olurum.

aha ben böyle sabahın köründe iniyorum bigaya, sonra kasabama gidicek otbüsleri bekliyorum 8 e kadar, 3 saat beklemişliğim var, kar yağdı diye 5 saat bekleyip 20 km yolu 2 saatte almışlığım var, az kalsın bi ankara biga daha yapıyodum, neyse ben bu kahveyi seviyorum, ttnet wifi şeysi çekiyo burda, benimde 600 dk beleş zörtüm var, giriyorum kullanıcı adımı şifremi, amcalar ne yapıyo la bu diye bakıyo bana, ben bişey diyip bakılmaz, bişey derken bakmak için uygun bi zarf değil, gördüğünüz gibi ne kadar polisimsi neyin olsam da Türkçe şeylerini falan da biliyorum, Türk Dili dersim de aa düşmüştü güz dönemi zati, evet ben yine saçmalar gibi oldum aha size şarkı:

bir arabesk ahmet var benden içerü.

piştt gidiyom ben yine

7 saat sonra otbüse binip ankaraya doğru yollanıyo olcam, ölmezsem. bütünlemeler bekler beni; beden, yakın savunma, iktisat ve hukuk giriş. okulda internete girmek nambiya da girmek kadar zor, olamıcam ben böle formspringlerde bloglarda, çok yazı yazmayın geçen final zamanı 1 hafta okumadım, okuması 2 saat sürdü sonra. herkes 2 günde 1 yazsın en fazla, pişt grek abla ya da abi sen yaz asdasd hastanım.

evet, çok farklı bi konu bulduk, hadi karizma yapak

şimdii ben bigaya geldim saat 5.30du, sabahın körü lan evim 20 km uzakta bi kasabada, vermem taksiye o parayı, içim gider taksilere verdiğim paraya, otobüsü beklicem tabiki (iş bu yazıyı yazarken de otobüs bekliyorum), dedim zaman geçsin ilçenin içindeki börekçiye gidem, oturdum bi baktım içerde kalabalık bi güruh (birbirlerinle pek alakalı olmayınca güruh oluyodu herhalde) kılıçdaroğlu, baykal derken nasıl oldu bilmiyorum ama ebced hesabına geldi konu (hı hı, evet, yalnızsam başka masaları dinlerim, ayıp değil bi kere o, zevkli hem) işte bi çocuk bahsediyo ben de yapıyom ama ne işe yarar ki, bence manası yok hiç bişeyin, ordan bi hanımabla diyo isimlerin ebcedi karakteri veriyomuş bana yapsana, bla bla. ee acık din falan konuşuldu mu konunun kıyamet alametleri ve ya cinlere gelmemesi imkansız, işte yecücmüş mecücmüş falan, sonra Kuran'ın buglarını falan mı konuştular tam bilmiyorum, kaptan kustoyu kristof coloumb yaptılar, müslüman olmuş kızıldenizi görünce, ben cebelitarıkta tatlı su tuzlu karışmıyo bunu görünce oldu biliyorum ama neyse, sonra 780 yılında yazılıymış bu ama kolomb hayıflanıyomuş biz anca farkettik diye (evet kolomb da ısrar ediyo hala), ordan biri kusto dedi, hea abi ya karıştırmışım dedi, bi hanımabla da kızıldeniz diildi yav, karadenizdi galiba falan dedi, ben gülmeye başladım gizli gizli. sonra toplumu incelediler, sosyolog yanları da varmış, dinin eskisi gibi yaşanması için dağa çıkmak falan gerekiyomuş, sakal uzatılmazmış artık bla bla. ben güldüm sabah sabah, Allah da onları güldürsün, amen.

seneyi bitirdim.

okulumdaki ilk yılımdı, liseden alıştığımdan dolayı bu sisteme zorlanmadım, yani zorlandım tabi de tuhaf gelmedi işte olanlar, aynıydı her şey, sıradan her zamanki gibi. bana bi şey katmadı herhalde bu sene, öyle geliyo, sadece hayata dair öğrendiklerim var, şunu öğrendim de ileride işime yarar diyebilceim tek şey ise tabanca atmak (böle denmez ama seviyorum). okula dışarıdan gelenleri saymazsam kimseyle tanışmadım sanırım bu yıl, heaa tuhaf geldi de mi? öyle değil işte yeni bi yüzle tanışmadım. berber var onu da saymadım.
aslında bunları da yazmıcaktım ki ben, finalleri falan yazcaktım sadece. uykusuzluktan öldüm ben bu final haftasında çünkü ders çalışmak yerine birileriyle konuştum, fs neyin takıldım, sonra millet uyuyunca çalışmaya başladım, hey melcono ve çit en çok siz suçlusunuz. finallerde başarıyı yakalıcam sanırım, alayında. cc geldi mesela anayasam, yeter bana, hepsi böle ortada bişiler gelsin. sıkıldım yeter, eve gitçem ben, hoş bişi bu. 8 gün sonra da geri gelcem 6 tane bütünlemem var, evet 6 büt çok, rekorum oldu zati en çok 4 vardı bundan önce.

niye mi kahve koydum oraya? aldığım bi milyon 3ü1 arada bitti çünkü final döneminde, kantinden aldıklarımın da haddi hesabı yok, yine de kahve güzel bişi.

çocuk gözünden Atatürk

çanakkaleden gelirken eskişehirde yan koltua çok bilmiş bi çocuk ve annesi oturdu, çocuk 3 yaşında falan.
çayyolunun oralarda ankaraya geldiimizi anlayınca sorular sormaya başladı.


-anne Atatürk'ü ne zaman görcez?
*yarın oğlum, bla bla
-anne Atatürk mü o? (armadaya poster asılmış)
*evet oğlum.
-anne Atatürk nerde?
*anıtkabirde oğlum, nerdeymiş söle bakayım?
-ben anktabır diyemiyom ki.
*Atatürk ne yapmış oğlum?
-armaan etmiş. bize armaan etmiş.
*neyi?
-armaan etmiş işte.
*anne Atatürk anıtkabirde yatıyo, canı sıkılınca bisiklet sürüyo di mi?
...

gidiyom

perşembe sabah geldim, pazar sabahı dönüyorum, kısa fakat beni rahatlatan bi tatildi, 1 gece leyla oldum, 1 gün evden çıkmadım falan filan, 3 hafta sora gelcem zati tekrar bu yüzden gitmeyi pek dert etmiyorum, 3 hafta ne ya boku bokuna gidiyorum bildiin, finallere bi uğrayıp döncem.