diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

mossad bana da el at

*adamlar bildiğin mangal yapıyodu abi gölün orda, yani gerçek et yiyolardı.
-oğlum mezun olayım ben de yapıcam paso, iki kilo pirzola alıcam, cazır cazır.
+ama oturduğun apartman da önemli bazı apartmanlarda mangala izin verilmiyo.
-problem olmaz o ya, ayarlanır bi şekilde.
*evlenince de hep et yicem, (roaaarr hayal ediyorum ben burda)
+evlendiğimiz kız iyi et pişirebilmeli.
-vejetaryanla evlenmeyek la sakın, yemiyolar ya pişirmeyi de bilmezler.
*yok yok, pişirir o, olmadı ben pişiririm.
+kokusundan rahatsız olursa?
*o zaman vejetaryanla evlenmeyiz.


merak 1; kaç tane vejeteryan gördünüz lan?
merak 2; yemekten geliyodunuz, gördüm, bu açlık niye?
merak 3; Allah'ım neydi günahım?

3 film 1 arada izledim

ohaaa kepaze sapıkmış, ne ayıııp. falan filan diye bi başlangıç yapıcam ama 3 film 1 aradanın ne olduu bilinmiyosa bütün olay boka sarıcak.

tek tek anlatıp kafa yormucam bugün ve dün izlediğimiz filmleri, 3 ünü anlatıcam sadece.

bizim okulda kayserili bi arkadaş vardı, izmir caddesinin ilersinde, eski maltepe pazarına giderken afiş görmüş, 3 film 1 arada 5 lira diye, gelmiş bize anlatıyo, bi karayip korsanlarını seçerim, bi yüzüklerin efendisi, diğeri ne olsa acaba diye?
vizyonda olup olmama sorgulaması bile yok :)

truman show

hep izlemek istediğim, ertelediğim bi filmdi, konusunu biliyodum, bazen herkesin düşündüü "acaba bu ipneler beni test mi ediyo, hepsi bi oyun mu?" düşüncesinin filme geçirilmiş hali. entel magandalar eleştirmiş bu filmi verilenler açık açık veriliyo diye, çok zeki insanlar oldukları için, imge dünyalarına simgeler sunsak yeterdi, spot lambanın düştüğü sahne harika! filmdeki yavşak izleyiciye kıl oldum, her boka seviniyolar. jim carreyin sadece komik bi adam olmadıını kanıtlayan film, 23 de öleydi, ya da 21 miydi, tam hatırlayamadım.

good morning, good afternoon and goodnight!

sin city

çizgi roman uyarlaması, quantin tarantinonun 1 dolara yardımcı yönetmen sandalyesine oturduu film. çizgi romanı izliyorsunuz, karaktarler tam oturmuş, bruce willis harika, jessica abla bile var :) diyaloglar güzel, filmin ilk sahnesini tam olarak bağlayamadım filme, bir daha izlersem kesin çözerim, olayı bilen varsa anlatsın. elijah wood bilem var. bi sürü güzel sahne ve diyalog arasından, en sevdiğim:

marv:
wort to kill
worth going to hell for
ateş
amen



reservoir dogs

geçen yıl 15 tatilde izlemeye başlayıp ancak bitirmeye gücümün yettiği film, kardeşimle izlicez diye baştan başladık, iyiki (burda ki ayrı mı?) baştan başlamışız, ne de güzel diyaloglar onlar. film muhteşemli tabiki, as everybody knows, izleyin efendim.
baştan aşağı diyalog zati, ben tabiki de bu diyaloğu yazıcam:

*did you kill anybody?
-a few cops.
*no real people?



bi film daha: ghajini


hindistan şeysinden çıkma film, bolywood mu bollywood mu tam bilemediimden kıvırır gibi yazmak istedim. ghajini, klasik Türk filmi tadında aşk var, zengin erkek, fakir kız ama biraz farklı işler. aşkın yanında aksiyon da var, hem de bayaa güzel dövüş sahneleri, vur shanjay vur dedirtiyo. işlediği duyguları hissettiriyo film hemi de.

3 saatlik film çekmişler, en son benjamin buttonun garipli hikayesini izlemiştim bu kadar uzun, onda sıkılmıştım, bu sıkmadı.

aralarda klasik hint filmlerinle dalga amaçlı mıdır nedir bilemedim şarkılar ve danslar da var, hem de güzel :) en azından sözleri güzel geldi bana.


izleyin işte yav, spoiler vermeden bu kadar.

diyalog, replik vereyim biraz:

velet: anne ben kime güveneceğim?
anne: önce bana, sonra herkesin güvendiği şeye güven, banyo sabunumuz, hamam sabunu.

sanjay:
onun gözünde sıradan bir adam.
ve sıradan biri gibi de onu kazanmak
istiyorum.
bu yüzden bugüne kadar ona
gerçeği anlatmadım.
yarın kabul ederse,
o zaman gerçek ona shanjay singhania
olduğumu söyleyeceğim.
eğer kabul etmezse..
sachin olarak...
hayatından uzaklaşacağım.
artık yarını bekliyorum.

kalpana:
fakat dayım ona ihanet etti. bütün arabaları ele geçirdi. babam çektiği acıdan dolayı vefat etti. işte o gün yemin ettim... eğer 3 tane araba almazsam evlenmeyeceğim diye.
sachin/sanjay:
üç tane mi? bir tane eksik olsa olmaz mı?
kalpana:
asla.
bekleyebilirsen biraz bekle.
ya da kendine göre bir kızla evlen.
sachin/sanjay:
hayır... bekleyeceğim.

the royal tenenbaums


ilk önce baktım filmin adını doğru yazdım mı diye, evet başarmışım :). 2. film tanıtma şeysini yazıcam, ilkine ilgi 0 dı, buna ilgi gösterin, dikkate alın, filmi izleyin, pişman olmazsanız. bi aileyi konu alıyo film, tenenbaums. filmde gerilim yok, kovalamaca yok, pornografi hiç yok, bi ara margotun bacaklarını gözümüze gözümüze sokuyolar sadece, o da pornografi değil yaradanın yarattığı güzel bacaklar :). kahramanlar hemen hemen aynı şeyleri giyiyo film boyunca, hepsinin kendine özel tarzları var, richienin tenis tşörtü üstüne krem takım elbisesi, kol ve kafa bandı, chas ve çocuklarının eşofmanları, sadece yerine göre renk değiştiriyolar, spoiler olmasın diye nerde olduğunu sölemicem :) buna benzer ufak ufak sevimli sahneler var filmde, margot ile royalin cafede dondurma yediği sahne mesela orda bi sürü baba kızıyla oturuyo, aile dağılıyo filmin başında, tekrar toplandıklarında şimdiki zaman işleniyo fakat elbiseler hala dağıldığı zamana ait, bu da hoş geldi bana.

soundtracklar çok güzel, beatlesla başlıyo zaten film, hem de hey jude ile.

kahkaha atmıcaksınız ama sürekli gülümseyeceksiniz filmi izlerken.

filmin en güzel sahnelerinden biri sanırım gelmiş geçmiş en iyi otobüsten inme sahnesidir aynı zamanda, margot yapıyo bunu, sahnenin resmini vermicem, nihaha :)

iki diyalog bi de en güzel sahnesinin video linkini ekleyip gidiyorum, spoiler yazmıcam.

chas: is it dark?
richie: of course, it is dark, it is a suicide letter.

meal:
* iç karartıcı mı?
-tabiki, o bir intihar mektubu.


royal: can I say something to you, henry?
henry: okay.
royal: I've always been considered an asshole for about as long as I can remember.uh, that's just my style. But I'd really feel blue if I didn't think you were going to forgive me.
henry: I don't think you're an asshole, royal, I just think you're kind of a son of a bitch.
royal: well, I really appreciate that.


meal:

*sana bir şey söyleyebilir miyim henry?
-evet.
*ömrüm boyunca bir piç kurusu olarak görüldüm ama bu benim tarzım. ama beni bağışlamadıysan bu beni çok üzer.
-bence sen bir piç kurusu değilsin royal, orospu çocuğunun tekisin.
*bunu duyduğuma sevindim.

filmi izlemicekseniz bile bu sahneyi izleyin.

http://www.youtube.com/watch?v=9pyBB7y8fDU





diyaloglar - replikler



donnie darko:


donnie: why are you wearing the stupid bunny suit?
frank: why are you wearing the stupid man suit?

neden o aptal tavşan kostümünü giyiyorsun?
sen neden o aptal insan kostümünü giyiyorsun?

soruya soruyla en iyi cevap veren film tavşanı oluyo frank bu cevabıyla :)

pulp fiction:

-where did you get this motorcycle?
-it's a chopper baby.
-whose chopper is this?
-zed's.
-who's zed?
-zed's dead baby, zed's dead...

o motosikleti nerden buldun?
o bir chopper bebek.
kimin chopperı?
zedin.
zed kim?
zed ölü bebek, zed ölü.

bruce willis ile manitasının isimlerini unuttum asdfdgh

lance: if you're ok, say something.
mia: something.

iyiysen bişey söyle.
bişey.

bu filmin her yerinden mükemmel diyaloglar çıkıyo, 2 tane yeter :)

léon:



mathilda: leon, i think i'm falling in love with you. it's the first time for me, you know?
léon: how do you know it's love if you've never been in love before?
mathilda: cause i feel it.
léon: where?
mathilda: in my stomach. it's all warm. i always had a knot there and now... it's gone.
léon: mathilda, i'm glad you don't have a stomach ache any more. i don't think it means anything.

-leon, sanırım sana aşık oluyorum. bana ilk kez böyle oluyo, biliyo musun?
-daha önce hiç aşık olmadıysan hisstetiinin aşk olduunu nerden biliyorsun?
-çünkü hissettim.
-nerde?
-midemde. hep sıcak. orda hep bi düğüm vardı ve şimdi yok.
-mathilda, artık midenin ağrımamasına memnun oldum. onun bişi ifade ettiini sanmıyorum.

gamsız leonun aşka karşı olumlu yaklaşımı :)

fight club:

i am jack's medulla oblangata.
i am jack's smirking revenge.
i am jack's flaming sense of rejection.
i am jack's total lack of surprise.
i am jack's broken heart.
i am jack's cold sweat.

ben jackin bla blasıyım, uyku sersesemi bilemediim şeyleri çevirebilemem :)

jackin dışlanmışlık dahil bi çok hissi.

her filmden bi soundtrack ekliyorum bi de (en bilinenleri genelde, pulp fiction işin misirliou ile girl you will be a woman soon arasında kaldım, g y w b a w s yı koydum :) ), beYendiyseniz bunları arada yazıcam böyle böyle, aşağıya beYendik yazsanız yeter :)