piştt gidiyom ben yine

7 saat sonra otbüse binip ankaraya doğru yollanıyo olcam, ölmezsem. bütünlemeler bekler beni; beden, yakın savunma, iktisat ve hukuk giriş. okulda internete girmek nambiya da girmek kadar zor, olamıcam ben böle formspringlerde bloglarda, çok yazı yazmayın geçen final zamanı 1 hafta okumadım, okuması 2 saat sürdü sonra. herkes 2 günde 1 yazsın en fazla, pişt grek abla ya da abi sen yaz asdasd hastanım.

kaplumbağa

bi tane kaplumbağa varmış, çimlerin arasında boş boş gezerken, gel seni süper bi kaplumbağa yapçaz ama az özgürlüünü alcaz demişler, atlamış eşek hemen, kendi yaşıtları da süper olma yolunda ilerlerken bu zorluklar çekiyomuş bi sürü, çimlerin kıçının dibinde duruyomuş fakat çimlerde gezemiyomuş mesela, diğerleri kabuklarının içine çekildiinde televizyon izleyip uzanırken bu saf kaplumbaa salak salak kurallara uyuyomuş, uymazsa ceza alırmış çünkü, arada sırada gördüü çimleri göremez olurmuş, bu kaplumbağa, hep kağlımbaa yazıyorum kep olsun adı, kep ile aynı şeylerden hoşlanan kimse yokmuş etrafında, yıllarca süper olma yerinde dura dura kimseyle konuşamaz olmuş, ottan boktan çekiniyomuş falan, kep kendini ileride güzel olucak diye avutuyomuş hep. kepin çimlerin içindeki evine gittiği zamanlar da oluyomuş, çok özledii normal! yaşama dönüyomuş, o zaman tüm sıkıntısı geçmiş sanıyomuş, bazen aklına süper olma yeri gelince canı sıkılıyomuş, biticekmiymiş orası onu da merak ediyomuş. ne bok oldu bu yav, daha fazla uzatamadım, uzatırsam ayıp. asdasgdsa

doğa için çal

şimdi bazı şeylere tepki uyandırmak amacıyla isimlerini bilmediğim güzel insanlar uğraşmışlar, güzel sanatçılarla birlikte iki türküyü hazırlamışlar, değişik bi biçimde ben de sizlere sunuverem, herkes görmüştür diye de tahmin ediyorum bunları buraya koyarken ama bulunsunlar işte.


sen yağmur ol ben bulut




uzun ince bir yoldayım

ama aşkım yok - direc-t

bu klibi koymam hiç bi amaca hizmet etmiyo, mesaj falan vermiyo asdasfsadfa

üşendim

size askere giden komşumdan, ona üzülmediimden, garajdaki bi sürü çingen davulcudan, özellikle esrarlı olandan, içen çocuklardan, benim içemeyeşimden, oynanan oyun havlarından, önü kesilen otobüslerden, ağlayan annelerden, okunan istaklal marşlarından bahsedicektim ki başlığa bakın.

bakın nasıl saçmalıcam şimdi

torrentten dosya iniyo ya, onun hızının bi artıp bi azalması var ne muhteşem bişi, yaşadığımı hissediyorum, mesela ben de bi dosya indirmeye başlıyorum kardeşim zört zart bişiler indirirken, böyle internet kilitleniveriyo, sanki kocaman bi ordu bizim ufak birliğimizi kuşatmış gibi oluyo. tek sözüm var o inen koskoca dosyalara; "lan 10 kb lık googleye mi gücünüz yetio,izin verin açılsın arada, 5 sn de google açılması da neymiş, helyeahh madafaka", sonu ağır mı oldu ne, neyse bundan sonra yapmazlar öle, yine yaparlarsa indirmeyi iptal ederim, güç bende diil mi arkadaş.
bu zeus etrafında toplaşan yavşak tanrılar da böle işte, bulutların üstünde zevkü sefa yapıyolar, sanki ufak plastik oyuncak askermiş gibi oynatıyolar insanlar canları sıkılınca, sonra sıkılıyo elinin tersinle pooooogggg yapıyo ve hades topluyo onları yerden, bence zeus, afrodit sıkılsın, hadese gün doğsun, zeus afrodit sıkılınca herkul doğmasın, zeus sıkılırken aynı zamanda civelek bi insan kadın da sıkılmasın, dünya herküle hazır değil.
dünya aslında hiç bişeye hazır değil, meteor çarpsa mesela, yere çarpmış domates gibi yarılmaz mı? o magma fışkırır yerlerden, yanarız alimallah.
magma fışkırınca bize kazık gibi giren iran, rusya doğalgazına gerek kalmaz, biz doğalgaz almayız, amerikanalrın mortgage krizi gibi rusların morçatı krizi olur, onlar da kasıp kavurur dünyayı, bu sefer ilk buhranda islandayı almadıına pişman olan fatih terim, emekli ikramiyesini de ekleyip rusyayı satın alır, beni de kürek mahkumlarını denetlemek için yetkili bi abi olarak atar.
kürek mahkumu şeyini ilk sefillerde okumuştum, duymuştumi buzullarla alakasını kuramamıştım, bu zamanda bile peder bey gemiyle ordan geççei zaman buz kıranlara ihtiyaç duyarken, mahkumların kürek çektiği gemiler acaba orda nasıl gidiyodud iye merak ediyodum, sonra öğrendim kürek mahkumları aslında madenlerde çalışıyomuş. beni aydınlatan dostoyevskiye şükranalrımı borç bilir, siz sevgili okuyuculara teşekkür ederim.
ps: google a kürek mahkumu yazdım gemili falan bişiler çıktı, aslında dostoyevski yanlış mı biliyodu acaba :/

süferim

geçen kas çalıştım ben işte zort zörtleri geliştirdim, omuzlar küçük kaldı bu sefer, onlar için kelebek çalıştım ooo çok şekil oldum. yurtdışında bulunduğum sıralar çok manyak ortamlara girdim, neler gördüm neler, fransaya gittim ben romantiğim bu yüzden, kutsal kitaplarla ilgili buglar biliyorum bak bi oran varmış toplayınca 11/10 çıkıyomuş, oğluuummm kuran daha toplama yapamıyo falan. sonra benim en sevdiğim film öle herkesin en sevdiği değil ama v fo vendattayı seviyom, anarşizm var ben de öleyim, yakarım lan tüm şehri, en sevdiğim kitap o kadar bilinmiyo ki kimse bilmiyo, bana çok şey kattı, hayatıma yön verdi, ben yavşamam kızlara onlar bana yavşasın, fs de de takılıyorum ben, bana soru soranlara kendi cevabım üzerinden soruyom, öle milletin profiline uğrayamam, erkeklere hele sormam bile ne işim var onlarla. 822 çeşit müzik aleti çalabiliyorum, metal falan sevmem ben, herkes seviyo onları, çok mistik country, indie gruplar biliyorum onları dinliyorum. şimdilik bu kadar öptüm, muck.

evet, çok farklı bi konu bulduk, hadi karizma yapak

şimdii ben bigaya geldim saat 5.30du, sabahın körü lan evim 20 km uzakta bi kasabada, vermem taksiye o parayı, içim gider taksilere verdiğim paraya, otobüsü beklicem tabiki (iş bu yazıyı yazarken de otobüs bekliyorum), dedim zaman geçsin ilçenin içindeki börekçiye gidem, oturdum bi baktım içerde kalabalık bi güruh (birbirlerinle pek alakalı olmayınca güruh oluyodu herhalde) kılıçdaroğlu, baykal derken nasıl oldu bilmiyorum ama ebced hesabına geldi konu (hı hı, evet, yalnızsam başka masaları dinlerim, ayıp değil bi kere o, zevkli hem) işte bi çocuk bahsediyo ben de yapıyom ama ne işe yarar ki, bence manası yok hiç bişeyin, ordan bi hanımabla diyo isimlerin ebcedi karakteri veriyomuş bana yapsana, bla bla. ee acık din falan konuşuldu mu konunun kıyamet alametleri ve ya cinlere gelmemesi imkansız, işte yecücmüş mecücmüş falan, sonra Kuran'ın buglarını falan mı konuştular tam bilmiyorum, kaptan kustoyu kristof coloumb yaptılar, müslüman olmuş kızıldenizi görünce, ben cebelitarıkta tatlı su tuzlu karışmıyo bunu görünce oldu biliyorum ama neyse, sonra 780 yılında yazılıymış bu ama kolomb hayıflanıyomuş biz anca farkettik diye (evet kolomb da ısrar ediyo hala), ordan biri kusto dedi, hea abi ya karıştırmışım dedi, bi hanımabla da kızıldeniz diildi yav, karadenizdi galiba falan dedi, ben gülmeye başladım gizli gizli. sonra toplumu incelediler, sosyolog yanları da varmış, dinin eskisi gibi yaşanması için dağa çıkmak falan gerekiyomuş, sakal uzatılmazmış artık bla bla. ben güldüm sabah sabah, Allah da onları güldürsün, amen.

seneyi bitirdim.

okulumdaki ilk yılımdı, liseden alıştığımdan dolayı bu sisteme zorlanmadım, yani zorlandım tabi de tuhaf gelmedi işte olanlar, aynıydı her şey, sıradan her zamanki gibi. bana bi şey katmadı herhalde bu sene, öyle geliyo, sadece hayata dair öğrendiklerim var, şunu öğrendim de ileride işime yarar diyebilceim tek şey ise tabanca atmak (böle denmez ama seviyorum). okula dışarıdan gelenleri saymazsam kimseyle tanışmadım sanırım bu yıl, heaa tuhaf geldi de mi? öyle değil işte yeni bi yüzle tanışmadım. berber var onu da saymadım.
aslında bunları da yazmıcaktım ki ben, finalleri falan yazcaktım sadece. uykusuzluktan öldüm ben bu final haftasında çünkü ders çalışmak yerine birileriyle konuştum, fs neyin takıldım, sonra millet uyuyunca çalışmaya başladım, hey melcono ve çit en çok siz suçlusunuz. finallerde başarıyı yakalıcam sanırım, alayında. cc geldi mesela anayasam, yeter bana, hepsi böle ortada bişiler gelsin. sıkıldım yeter, eve gitçem ben, hoş bişi bu. 8 gün sonra da geri gelcem 6 tane bütünlemem var, evet 6 büt çok, rekorum oldu zati en çok 4 vardı bundan önce.

niye mi kahve koydum oraya? aldığım bi milyon 3ü1 arada bitti çünkü final döneminde, kantinden aldıklarımın da haddi hesabı yok, yine de kahve güzel bişi.

uyum ve uygu, final sorusu

drama sınavında sorulardan biri uyum ve uygunluğun farkını anlatındı, ben hikayemsi bişey yazdım, sıktım falan bişiler. işte o cevap;
 uyum ve uygunun tanımını yaptım önce gerek yok sanki onlara.
bi orkestra şefi var, orkestrasında yan flütten saksafona, çellodan viyolonsele onlarca enstruman ve bunları çok iyi çalan sanatçılar var, bi konser vericekler, çalıcakları parçalar mozarttan 9. senfoni ve Türk marşı, vivaldiden 9. allegro ve bethovendan requiem for a dream (oha! ne salladım, bethovendan bişi yazmalıydım ve aklıma gelmedi, nasılsa anlamaz diye sıktım asdfsdg). konser başlıyo, şarkılar çalınıyo, herkes yaptığı işten memnun, müzik aletlerinden ilahi ezgiler! (abarttt) ulaşıyo kulaklara, işte bu uyumdur, yapılan işi gönüllü olarak aynı anda yapar insanlar. konserde konserin verildiği ülke olan honolulu devletinin diktatör başkanı da var ve "lambada" yı istek parça olarak yolluyo, orkestranın tarzına uygun değil fakat çalmazlarsa hepsi pis balık fabrikalarında çalışçak demektir bu saatten sonra, işlerini seviyo bu orkestradakiler ve çalıyolar lambadayı, tabi güzel çalıyolar çünkü işlerinin erbabı kişiler, uyum yine harika fakat gönüllü yapılmıyo iş, bi baskı altında gerçekleşi işte bu da uygudur.


50 puanlık final sorusuydu bu kaç alırım bilemedim.


ps: 80 aldım bu sınavdan. ba ile geçtim dramayı da.

Heyoov.

Okulcağızımda internet yok, çoğunuz biliyosunuz, bu zımbırtıyı da can kurtarıcım telefonumdan yazıyom, finallerim başlıyo, 10 gün sonra evdeyim, not defterime bişiler karalıyom, hepsini geçircem buraya. Iyi bakın kendinize.

sevmediklerim

* aydoğan vatandaş okuyup, tüm her boktan israili sorumlu bilenler.

* iskender pala, nazan bekiroğlu, elif şafak okuyup, ... edebiyatına vay be ne duygulu ne sanatsal diye kapılanlar.

* kaba konuşan insanlar. şive falan anlamam, istenince gayet kibar konuşulabiliyo.

* kendi sevdiğinden başka her şeye karşı olanlar. değer yargılarının dışında yaşanlara yargısız infaz yapanlar.

* cool olcam diye bokunu çıkaranlar, inanmadıkları şeyleri sevmeye çalışanlar, sırf ortam! yapabilmek için.

* siz dışarı ses veren bi aletle müzik çalarak sokakta yürüyenler, tarih sizi affetmeyecek.

* bok var gibi her gördüğünde bilgisayarımın ekranına bakanlar, ne oldu, mutlu mu oldunuz? ne yaptığımı görünce.

* hala recep ivedik espirisi yapanlar.

* farklı olmak için farklı olanlar.

* ergenokon denen şeyin varlığını kabul etmeyenler.

* ağzını şapırdatarak yemek yiyenler, yapmayın lan ben yiyemiyom.

* alakam olmadığı halde, ısrarla facebooktan beni ekleyenler.

* el yıkama huyundan yoksunlar.

* sabahları ben uyurken türkü çığıranlar.

* daha yeni uyanmışken, serin ankara havası odaya girsin diye camı açanlar!

* içten pazarlıklılar, 3 kuruşun hesabını yapanlar, aha benden fazla gitti diye cingar çıkaranlar, valla batmıyonuz, bişi olmaz.

* duygusal ergen modundakiler.

* ben çok içiyom yeaaa diyenler.

* hala sigara içmediğimi bilmeyip, benden sigara isteyenler.

* yaptığım alışverişlere haddi olmadığı halde yorum yapanlar.

falanlar filanlar.

piknik falan hem de 10 erkek bi arada

Aceleyle çıktık okuldan, geç kalkmam yüzünden :) mogan gölünün kenarına gittik, yediklerim içtiklerim baa kalsın. kahvaltı yaptık, kart oynamalar, badminton çadır topuna vurmayı becerememeler, uzun eşek derken kalkmaya karar verdik, tabi bu kadar kısa sürmedi bahsettiğim kısım, 8 saat falan oturduk, belki daha fazla. Uzun eşekte çevre tribine maruz kaldık, çok ses çıkarıyomuşuz, güvenliğe şikayet ettiler, izlerken izliyolardı hatta gülüyolardı bilem. Dönerken oğuzhana şu göle girersen sana 200 lira dedim (devamlı saçma işlere vercek 200 lira bulundurmam, hafiften biriktirdim bi para var (: ), daha önce elbiseleriyle duşa sokma maceramız falan var, ufak bi karşılığa, yüzme bilmiyo bu oğuzhan, tamam girerim dedi. Diğer arkadaşlara da söyledik, giremez girer derken, oğuzhan ne kadar gircem dedi, ben dedim boynuna kadar, başkalarının bakması hoşuma gitmez dedi, ben baktım bu ciddiye alıyo, başımıza bi iş gelcek, güvenlik görevlileri falan gelse sonumuz karokol olabilir, bu okula hiç hoş intiba bırakmaz caydım ben yok olmaz diye, diğerleri biz de 30 verelim, 20 verelim falan dediler, mebla oldu 400 lira, oğuzhan aha gircem falan diyo, ben dedim yokum, başımıza iş açmayalım. Ona çözüm olarak yanımızdaki yüzücü arkadaşın korumalını sundular, koluna eşofmanı bağlarız falan, dedim pis mikrop kapar sınavlar var, Gökhan diyo bana verin 10 m yüzüp gelem, ona cesaret edemiyoruz, biliyoruz yüzer.
isorak lan ölcen salak diyo, hadi o bişi diil, karakolda sürtçez falan. abdul para insana neler yaptırıyo gibi ibretlik bi şeyler söyledi. oğuzhan ölürsem paramı tabuta koymazsanız şerefsizsiniz diyo, ne bok yicekse orda. sonra deniz baykal geldi, oğuzhan suya girsin ben gölü geçerim dedi. Kapattık bu iddia mevzuunu gidiyoz, bi köprü gördük altında su var, köprü 4 m yükseklinde falan, Gökhan dedi buradan 100 liraya atlarım, dedik malmısın çakılcan çamura vazgeçirdik, eşeğin aklına karpuz kabuunu sokan lanet bendim, oğuzhan hala başımızın etini yiyiodu, ileride şu enterasan su çarpışan arabalarının havuzunu gördüm, dedim buna gir benden 10 lira işler, herkes de verir, 100 e tamamladık parayı, oğuzhan gitti havuzun kenarına, biz isorak, Orhan karşıdan izliyoruz, diğerleri yanında, videoya alıyolar, bu biraz tırsmış önce girmem falan, sonra para tatlı tabi, daldı havuza, biz kahkahalarla eşlik ediyorıuz, yanımızdan geçen herkes durdu, oğuzhanı izliyo, bu kafasını sokuyo suya, garip hareketler yapıyo, bi amca yaklaştı onlara, eyvah dedim yaşlı tribi yicekler, “ne yapıyonuz la burada, burada yüzmek yasak” demiş, oğuzhan çıktı havuzdan, diğerleri yanımıza geldi hemen, bizim ufak oğuzhan uzaktan belediye havuzlarına giren Çingen çocuklarını andırıyodu, tşörtünü çıkardı, polar zımbırtısını giydi, cebinde telefonu kalmış o da bozuldu afgsaqfgdsg. Başka arkadaşın yanında getirdi kapriyle deiştirdi altındaki, biz hala gülüyoruz, paraları verdik, bu eheee nasıl da karlı iş yaptım laflarında biz diyoruz çgh bokuna 20 lira verdik bunun 10da 1i eğlenmedik, çok yaşa oğuzhan. Anlatırken komik olmadı ama, videoyu da koycam, enes hala yollamadı bana, yollasın gelcek hemen.
bi fotograf koyem şimdilik dedim, sadece erkeklerin piknik yaptıı, yok arkadaş ya, 10 sap biraraya gelip daha önce hiç piknik yapmamış sanırım.

edebiyat

Türkçe,  edebiyat, Türk edebiyatı, Türk dili ve edebiyatı adı ne olursa olsun sevemedim şu dersi, hep aynı zımbırtılar, gramer değişmiyo ki. he öğrenmicen mi lan diyosanız, öğrendik işte zamanında lgs de falan çok doğrum vardı benim. neyse asıl derdim bu diil, şu şiirlerdeki sanat olayı; ne biliyoz adam şarap derken gerçekten şarabı sevdiini anlatmak istemiyo? niye anlam arıyoz altında? illa aşk a falan bağlıcanız, bu insanlar o zamanlar aşkla mı yaşıyomuş? yorgonun meyhanesine gidip, sakiden istiyodur belki badei şarabı leylei harı gönlünü dildaresini (anlamı yok, uğraşmayın çözmeye)
bugün Türk dili dersinde Yavuz Sultan Selim'in


Didâr Olur
Sanma şâhım...herkesi sen....sâdıkane...... yâr olur
Herkesi sen.. dostun mu sandın..belki ol... ağyâr olur
Sadıkâne........belki ol.....âlemde bir.......... serdar olur
Yâr olur... ağyâr olur...... serdar olur....... dildâr olur



İsmet Özel'in


Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
- Yaşama!
- Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.



şiirlerini karşılaştırıyolardı, uykumdan kalktığımda. yok Yavuz orda şunu demek istemiş, yok İsmet Özel aslında derin manalar anlatmış ben birinde dostluk sadıklık falan anlıyorum diğerinde de yaşayamayan bi adamın kendini şiiere vermesini falan, bence Nefi falan gülüyodur bize ordan, "ulan salaklar benim aklıma bile gelmedi  o" diye.

yorum falan pls.

burda yorumlar olsa bi sürü ne güzel olur, kıskanıyorum milleti, bi yazısının altında milyonlarca yorum oluyo. tamam ben değerli bişiler yazmıyorum belki, siyaset falan da diil, aşk meşk zati yok ama karalayın bişiler, hasbi yazıyo bol bol, arada çitlembik ile zibidik, başka da tık yok be sizden (heyytt ben bi kere şuraya yazmıştım falan demeyin bana) :/ okumuyosunuz da sanırım, aha kepaze sıçmış bişiler pff, kalsın öle diyosunuz, okuyun beni. trip mode on.




alın size bi klip:

hehe farkındayım "al karı çiçek" der gibi oldu.

devil may cry 4

ehende size oyun tanıtmak istiyorum, ne de beceririm ha!
dmc 4 var, 2 kardeşle oynuyosunuz, ilk nero denen veletle başlıyosunuz sonra dante ye geçiyosunuz, bunlar herkül gibi bişi tek farkları tanrı-insan kırması diil, şeytan-insan kırması, en baba iblisin veletleri. animesi bile var bu oyunun, orda iblis avlıyolar falan.
he şimdi oyun;
ilk başta bu elemanlar kardeş olduunu bilmiyo, sen nero ile danteyi yeniosun ki, heh iblis avcısı oldun şimdi gazan mubarek olsun diyolar sana. sora bi kaç enterasan bi bölüm var günleri alabiliyo, internetten bulun nasıl geçilceini oynarsanız, eşeklik edip inat etmeyin, benim gibi. (bakın eşeklikli şeyde virgülü nasıl kullandım), topladıın orb şeysilerinle kendine skill, ability falan alıyosun, kılıcına kuvvet, tabancana barut geliyo deişik deişik. işte sen kılıcınla parendeler atıyosun, pek fazla çeşit iblis yok oyunda fakat, öldürmesi çok zevkli böürlerinden kırmızı jöleler çıkıyo :)
dante geliyo 14. bölümde, daha bi ekşınlı, boylu poslu, endamlı, kılıç ustası, oyun danteden sonra kopamıcaınız bi hal alıyo, hemen şu koca, moruk adamı öldürsem de göndersem eşek cennetine iblislerin alayını diyosunuz, dantenin comboları daha müthiş, pandora kutusunu alınca roketatar, mitralyöz geliyo. sonra gılgamesh alıyosun, bi artistik hareketler yapmaya başlıyo görceksiniz, ben bitirdim bu oyunu, tüm özelliklerin en kralı açık, şimdi girip girip alt seviyelerde oynuyorum, zort diyorum canavarlar ölüyo, baştan başlatıyom, ezik halimle dövemediim canavarlarla dalga geçiyorum şimdi.
gerektirdii pc özellikleri: (benimkinde gayet iyi oynanıyo, bendeki özellikleri yazıyorm)
*2.16 çift çekirdek t3140 mı ne 1mb ön bellek
*3 gb ram
*1..3 ekran kartı, 1 i paylaşımlı
işte böle bişiler, sanırım pc game dergisine benden yazar olmaz, bi bokum anlatmadım oyunla ilgili, hani bunun cart curt sistemiyle hazırlanan grafik bilmem neleri lafları falan?

hof pof kof

nöbet var bu gece, sıcak bi gündü, ne kadar az koşsam da yine yoruldum bugünki lanet koşuda, en erken 3 te uyuyabilcem, yarın 7.40 gibikalkmak üzere, ilk 2 ders uyumam imkansız, ardından inkılap var iyiki, acık dinlenirim. 
ben de uzun twitter tarzı blog yazısı girebildim, mutluyum.